Kadına Şiddette Suçlu Kim? Aile? Devlet? Toplum? Hepimiz?
Türkçe
English
Kurdî

 

Kadına Şiddette Suçlu Kim? Aile? Devlet? Toplum? Hepimiz?

 

KAMER sordu: "Yeni düzenlemeler yapıldı, yasalar değiştirildi. Buna rağmen, kadına yönelik şiddet neden giderilemiyor? Suçlu kim?". Araştırmada 22 bin kadınla görüşüldü ve 100'ün üzerinde dava dosyası incelendi.

 

Çiçek Tahaoğlu 

 

KAMER, yeni düzenlemelere, yasaların değiştirilmesine rağmen kadına yönelik şiddetin neden giderilemediğini inceledi, “Suçlu Kim” diye sordu.

 

Suçlu Kim projesi kapsamında, 22 ilde* 22.864 kadınla görüşmeler yapıldı, şiddetten kurtulmaya çalışan 775 kadının destek alması sağlandı. Ayrıca 61 kadına ait 108 dava dosyası incelendi, avukatlarla görüşmeler yapıldı.

 

KAMER kurucusu Nebahat Akkoç, özellikle kadınların eğitim durumu ve erken yaşta ve zorla evlilik oranlarından bahsederken kadınların çocuk yaşta ihlal edilen eğitim hakkına vurgu yaptı.

 

Akkoç, anadili Türkçe olmayan ya da yeteri kadar anadili dışında başka bir dille kendini ifade edemeyen kadınların sayıca çokluğundan ve bu kadınların kurumlarda özellikle adli kurumlarda yaşadığı sorunlardan bahsetti.

 

Bu verilerin Suçlu Kim projesi kapsamında davaları incelenen 61 kadının evlilik yaşı, eğitim durumu, anadili gibi oranlarla örtüştüğünü söyledi.

 

Ailelerin kız ve oğlan çocuklar arasında eğitim hakkının kullanılması açısından ayrımcı davrandığı, oğlan çocukları okula yollarken kızlara bu hakkı tanımadıkları gözlendi.

 

Avukatlar Fethiye Çetin ve Berçem Akkoç Alemdarzade ise 108 dava dosyasını inceleyerek, kadınların ayrımcılığa uğradığı alanları takip etti, suçluları ve suç ortaklarını aradı.

 

Dosyalar üzerinde yapılan incelemelerde hayatları boyunca eşitsiz ve ayrımcı muamelenin mağduru olan kadınların, en temel haklarını kullanamadığı, bu durumu yaşadıkları süre boyunca normalleştirdiği görüldü.

 

KAMER, adalete erişimde adli yardım hizmetinden yararlanmanın önemine rağmen 61 kadından sadece altısının boşanma, nafaka gibi hukuk davalarıyla sınırlı olmak üzere adli yardım talebinde bulunduğu tespit etti.

 

Çalışmaya göre, kadınların hakları, anlaşılabilir ve erişilebilir bilgiler olarak kendilerine sunulmadığından ücretsiz avukat yardımı sunan adli yardım hizmetinden haberdar değiller. Haberdar olanlardan önemli bir kısmının, baroların adli yardım bürolarına gitmek için evlerinden çıkamadıkları, adli yardım merkezlerinde görevli avukatlardan yaşadıkları yere gelmelerini telefonla talep ettikleri anlaşılıyor.

 

Çoğu kadın, baro merkezlerine şahsen başvuru yapmaları istendiğinden bu hizmetten yararlanamadıklarını, baro merkezlerine ulaşabilen kadınlardan ise muhtarlıktan fakirlik belgesi, ikametgah gibi belgeler istendiğinden taleplerinden vazgeçerek evlerine döndükleri anlattı.

 

KAMER, adalet sistemine duyulan güvensizlik, adaletsizlikten kaynaklanan deneyimler ve yasal sürecin işlemlerinin karmaşık ve hantal olmasının da adli yardım hizmetinden yararlanma oranını düşürdüğünü belirtti.

 

Toplumsal cinsiyet rolleri gereğince ataerkil yapıya, onun çizdiği sınırlara koşulsuz itaat etmeleri beklenen kadınların ve kız çocuklarının sınırdan en ufak bir sapmasının, eziyete, işkenceye ve hatta cinayete sebep olduğunu belirten KAMER, “namus” cinayetlerinin devam ettiği, ancak bu defa kadını intihara zorlayarak ya da öldürüp intihar süsü verilerek işlendiğini ifade etti.

 

Proje kapsamında incelenen ve sonuçlanan ceza davası dosyalarının ikisi hariç hepsinde cezada indirimi öngören TCK 62. Maddesi uygulandı.

 

İyi hal indirimi uygulanmayan iki dosyadan birinde, mahkeme heyetinin de işlenen cinayetin canavarca yöntemlerle gerçekleştirilmesinden etkilendiği görülürken; üç sanığın yargılandığı diğer dosyada sanıklardan ikisi hakkında iyi hal indirimi uygulayan mahkeme, diğer sanık hakkında “sanık mahkeme heyetine saygısız davranışlarda bulunduğu, duruşma salonundaki sıralara tekme attığı” için indirim uygulamadığını açıkça ifade ediyor.

 

İncelenen 108 dosyadan sadece birinde baronun ve kadın örgütünün müdahillik talebi kabul edildi. KAMER, meslek grupları ve sivil toplum örgütleriyle işbirliği yapılmamasının ve işbirliği taleplerinin geri çevrilmesinin kadına yönelik şiddetin çok boyutlu bir sorun olduğu göz önünde tutulmamasından kaynaklandığını belirtti.

 

Önleyici ve koruyucu tedbir kararlarına dair 10 dosyanın sadece birinde olayın özelliklerine uygun tedbir kararı alındığını söyleyen KAMER, tedbir kararlarının her olay ve risk farklı olmasına rağmen, olayın özellikleri gözetilmeksizin matbu olarak hazırlandığını belirtti. Araştırmada olaya uygun tedbirler alınmadığı gibi diğer meslek gruplarından uzmanların sürece dahil edildiği hiçbir dosyaya rastlanmadı.

 

6284 Sayılı Kanun uyarınca uyulması gerekli düzenlemeler içeren İstanbul Sözleşmesi’ne ise hiçbir dosyada atıf yapılmadığı belirtildi.

 

haber için: http://bianet.org/bianet/toplumsal-cinsiyet/181732-kadina-siddette-suclu-kim-aile-devlet-toplum-hepimiz

İÇERİK ARAMA
Bülten Kaydı
İsim: E-mail:
Ekle   Çıkar  
Yukarı Çık